,

,

Ölüm Sessizliği miydi ?

 

Çocuk acı çekiyordu. Sert kaldırım taşlarına uzanmış taşları yumrukluyordu. İçindeki acının hissinden elinde olan acıyı hissetmiyor tüm gücü yumrukluyordu. Ayakları şekilsizce kaldırama sürtünüyorken bir ses duydu " ambulans " ses yaklaştı " ne oldu? Neyin var ? " Gözleri büyümüştü, konuşmak istedi, konusamadi. Eliyle kazağın boğazını genişletip son bir kez hamle yaptı, agız dolusu kan kustu. Artık herşey geçmişti gözler sabitlenmiş, çırpınışlar durmuş, içteki ateş sönmüştü ve sonkez uçtu o ağaçtan kuşlar, bir daha dönmemek üzere.
Yazdım ve boş boş baktım imlece. Ölüm sessizliği miydi bu ? Yoksa kendini anlatamama mı? Bilmiyorum tek bildiğim ikiside aynı şey. 

Duygu Karmaşası...

 

Ağlasam ayıp olur mu ?
Bilirim hiç bir göz yaşı gideni getirmez. İçim acıyor, kalbim; içten yanmalı bir motor misali çarptikça; paramparça oluyor kan taneleri, her nefes verişimde; yıllar sonra ilk kez yanan kalorifer sobası gibi siyah dumanlar atıyorum, damarlarimda gezen kan geçtiği yerleri yakıyor ; ceviz ağacının ateşte çıtırdaması gibi çıtırdiyor tüm damarlar, tüm vicudum isyan etmiş hepsi beyne yürüyor darbe yapmak için. Beyinse çekilmiş cilehaneye yaptığı aptallığı düşünüyor. Aklımda bir soru dolaşıyor bir

Hatırlamaktan İbaret....

 

- Eşşek seni ! Lan bu tam hayalimdeki gibi...
Gözleri parliyordu, Rüzgarda tel tel uçuşan saçları yüzünü kıskanırcasına kapatıyor, siyah gözleriyle ahenk oluşturuyordu. Çocukca bir gülümseyişle baktı, yüzleri

Öldüreceğim onu...!

 


Yavaşca kapıyı açtı. Odanın tam ortasında bulunan yataktaydı saçları dagılmış, dudakları patlamış boş gözlerle etrafa bakıyordu. Kapı aralığından izlemeye devam etti sonra göz göze geldiler içinin titrediğini hissetti, burnu sızlamaya başladı ve gözleri yanıyordu adeta...
Kadın; tanıyamadım kimsiniz? dedi.
Tam birşey söyleyecekti ki nefes

Biz insanoğluyuz .....

 


Biz insanoğluyuz iyilikten, mutluluktan hic  anlamayız. Üzüntüyü, kederi, değersiz görüldüğümüz yerleri severiz. Üzüntüye imtihan der, mutluğu imtihan görmez cıvıtırız . Sonunu düşünmeden hareket eder sonrada bunun böyle olacağını bilmiyordum deriz. Aklımız hep mutsuzken çalışır mutluyken beyni çalışan çok az insan vardır ...
     

Artık Yazmak İstemiyor Ellerim

 


Hep hayaller kurardım . Uzun bir yolda sen ben ve sonsuz sessizlik , kimse konuşmasın isterdim, arabada çalan müziğin  bizi kendi düyalarımıza götürmesini ve milyonlarca hayalin icinden yine birbirimizi bulmamızı... Gözlerini kapa ve hayal et,  o kadar hayalin içinde seni tekrar bulduğum o anda yavaş yavaş birbirimize kaysa gözlerimiz   yüzün al al olsa.  Gülen gözlerini masumca kaçırsan benden ve bu uzun yolculuğun sonuna yaklaşsak araba durduğunda tüm sevdiklerimize kavuşsak .

Blogger Mim-2017'ye Doğru /MİM

 

Mime başlamadan önce güzel bir haber vermek istiyorum

KODESPA HOSTİNG&SUNUCU
Gazi ve Şehit Ailelerine ücretsiz #Hosting sağlıyor. Hiçbir neden ve sebep göstermeksizin Hosting ihtiyaçlarını karşılıyor.
Kodespa.net Sipariş verip #GAZİSEHİT100 kupon kodu ile Ücretsiz hosting alabilirler.

Bu arada bu reklam değildir hosting şirketi lise arkdaşlarıma ait bende dün gece gördüm bu mim hareketi ile daha çok kişiye ulaşılabileceğini düşündüm sizde dostlarınıza haber vererek veya paylaşarak daha çok kişiyi haberdar edebiliriz . üstteki bilgilerden sipariş veremeyen arkadaşlar en altta mimlediğim ALİ ÇÖMEZ' E mesaj atabilirler kendisi şirketin kurucusu. Mime geçelim ozaman :)





Dilek Kıroğlu'nun başlatmış olduğu mim hareketine  Hikaye Kalpli Kadın ( İlknur Güllü ) 'nın mimlemesiyle bende dahil olmuş bulunuyorum kendisine teşekkür ederim :)

istediğimiz sorudan başlayamıyormuşuz ilk sorudan başlayalım öyleyse

1-Kimse mükemmel değildir ama yine de eksikleri düzeltmek mümkün. Huylu huyundan geçmez mi dersin? Yoksa şu huyumu değiştirsem hiç fena olmaz mı? Nedir o huyun? 2017 için kendinde değiştirmek istediklerin neler?

- Huylu huyundan vazgeçmez ama insanlara daha az güvenmeliyim, biraz daha sosyal olmalıyım...

2-Meşhur Alaaddin'in Sihirli Lambası oldu ya kucağına düştü. Ve tabi ki 3 dilek hakkı verdi. Dikkatli düşün, klavyenden çıkan her cümleyi gerçeğe dönüştürebilir. Ne dilerdin?

- Daha çok dilek hakkı isterdim :D şaka bir yana 3 dilek hakkımı da anneme verirdim

3- Şimdi gerçek hayata dönüyoruz, evin, çocukların, kendin, kedin.. için yeni yılda neler yapmak var aklında? Şimdiden düşünelim ki, yeni yıl kapıda hazırlıksız yakalanmayalım :)

- Kendim için bir şey istiyorsam namerdim :D Yeni yılda gelecekteki çocuklarım için belirlediğim en uygun anneye bir adım daha yaklaşmak var planlarımda birde birkaç iş :) kedime gelince ondan rahatı yok keyfine göre takılıyor dışarıda. Sabah öğle ve akşam saatlerinde ya mutfağın penceresine yada balkona gelip yemeğini alıp gidiyor bizi aş evi olarak kullanıyor :)

4-Piyangodan büyük ikramiye çıksa hepimiz dünyayı gezeriz değil mi? Sen neler yapmak isterdin? Bir de şöyle düşün, o istediklerin için çok  para şart mı? Belki de değildir.

- Çıkmaz. Çocukluğumdan beri birçok sınava girip çıktım. Bu sınavlara giderken Malatya'nın girişinde 5 katlı büyük bir fabrika vardır, Sahibi piyangodan parayı bulunca bu fabrikayı kurmuş sonra ailede huzursuzluklar başlamış para yüzünden sonuç olarak adam fabrikanın çatısından atlayıp intihar etmiş her o fabrikanın önünden geçişimizde babam bu hikayeyi anlatırdı ve rahat kazanılan paranın saadet getirmeyeceğini söylerdi . Hayatım boyunca rahat paraya yönelmedim o yüzden o bileti almam bana da çıkmaz.

5- Para para para. Para harcamadan da gerçekleştirebileceğin hayallerin vardır elbet. Haydi onları da paylaş, bekliyoruz.

- Bloğumu yazıyorum, bide hala seviyorum başkada bir şey yapılmaz parasız . Ben napolyoncuyum para para para :)


- MİM Zamanı 

1. ALİ ÇÖMEZ (http://alicomez.com/)

2.TANER KUŞ (http://tanerkus.blogspot.com.tr/)

3. Hilal Elif  Mutlu (http://hayallerimyaziyor.blogspot.com.tr/)

4. Yağmur Yağar (http://senbenvehickimse.blogspot.com.tr/)

5.Yunus Kuttan (http://yunuskuttan.blogspot.com.tr/)

6.Berika'nın Günlüğü (http://berikaningunlugu.blogspot.com.tr/)

7. Yağmur Tozu (https://yagmurtozu.blogspot.com.tr/)


Mimlenenleri mimlemek istemedim birde herkesi mimlemedim diğer arkadaşlar mimlesin diye :) Seviliyorsunuz yeni yıl saglık huzur ve mutluluk getirsin :)

Eskilere Doğru Yelken Açtım....

 


Bugün şöyle blogları gezdim de herkeste bir durgunluk var sanki bir yorulmuşluk var. Bende bu durgunluğunuzdan faydalanayım dedim biraz eskilere gidelim mi çocukluğumuza doğru ? Hatırlarmısınız bilmem yada izlediniz mi ? Ben hayal meyal hatırlarım Osman Sınav'ın baş

Koca Çınarın Gölgesinde (2) (Final)

 


Bütün kaslarım gevşedi gözümü açtığımda bir esnaf lokantasındaydım sonra en yakın devlet hastanesine gittim ailem ve nişanlımın ailesi benden önce gelmişlerdi. Ameliyata aldıklarını duyduğumda tekrar bayılmışım sonra ameliyat bitti, nişanlımın komada olduğunu söylediler. 6 yıl başından ayrılmadım, 6 yılın sonunda ailesini

Koca Çınarın Gölgesinde (1)

 

Kendini koca çınarın altına büyük bir sevinçle attı. Yaz sıcakları baya artmış bu şehirin nemli havası boğuyordu delikanlıyı, biraz terlemişti bulduğu iskembeden hem sokağı izliyor hemde dinleniyordu. Derken çaycı elinde soğuk bir gazozla yanına yanaşıp şişeyi masaya bıraktıktan sonra ayakkabı tamircisinin yolladığını söyleyip uzaklaştı. Genç şaşkın bir şekilde çaycının dediği yöne çevirdi kafasını fakat camları kağıtlarla kaplanmış bir dükkandan başka birşey yoktu. Şaşkınlığı bir kat daha

Hüzün Dolu Bir Gece

 
Yazılacak çok şey var da neyse ...


İki Kalp...

 


Pencereden, karanlık sokağa anlamsızca bakıyordu. Gözleri hareketsiz sokağa baksa da, sokağı görmüyordu. Ruhu bedeninden ayrılmış gibiydi. Dünya ile tek bağlantısı kulaklarıydı onlarda sobadan gelen sesleri duyuyordu. Az sonra kapı gıcırdadı ;

Kimsesizim

 



Ertelenmiş bir yarın gibiyim; geleceği bir meçhul geçmişi hesapta olmayan şimdisi bir hiç...
Bir gün olur mu o yarın, bir gün doğar mı ki o güneş, bir gün gelir mi ki o giden, ve bir gün diner mi ki göz pınarlarım?

Uyuyamıyorsanız Bir Sebebi Var

 
Saat : 02:54 uyumuyorsanız bir sebebi var. Bir molaya ne dersiniz. 



Piyon Olarak Yaşamayın

 


"Bütün ailem burada" diye geçirdi aklından. Keyfi yerindeydi. herkesi tek tek süzüyor, konuşmalara kulak veriyordu fakat kimseyle konuşmuyordu. Bir an göz göze geldi komşu kızıyla ikisininde gözlerinin içi gülüyordu komşu kızı diğer kız kuzenleri ile

Tebessüm (6)

 
Birinci bölümü okumadın mı? spoil yememek için tıklayın 1. bölüm 

Mert tebessüm edip el salladı kızın yanakları kızarmıştı, hemen arkasını dönüp adımlarını hızlandırdı.
- Ooo ayıcıııık?
-Ne ? Ne var ? Niye öyle bakıyorsun ?
- Gülümsemeler, el sallamalar ,kaçamak kaçak bakışmalar. Oğlum çok iyi lan aha ben bunu yaşamak için neler neler yapıyorum.
-Bilmem mi aşağı mah..( Tuğçe sözünü keserek)
- Sus seni daha beter yaparım; o ili değişti, sen ülkeyi değiştirmek zorunda kalırsın hem de kraliçeni almadan. Ha bir daha boyumla dalga geçerse onu yolarım haberin olsun.
- Tamam ablacık sakin ol .
- Neyse ne diyecektim? Heh kabuğunu kırıyorsun yakında olur bu iş.
- Senin iş gibi mi ?
- Derken ?
- Seninkine" bu kez oldu" dediğinin üstünden altı ay geçti.
- Kız iki gülümseyince sana bir öz güven, bir cesaret gelmiş. Alttan alttan bana laf vurmalar ?
- ( Mert biraz dalıp gülümseyerek kendine geldi) Gerçekten gülümsüyor muydu ?
- Oooohooo ben ne diyorum sen ne diyorsun neyse biletleri almıştın dimi ?
- Eveeet masamın üstünde
- O zmaaaan ( Mert'in omuzuna sert bir şekilde vurarak ) Ebesin .
Mert bir süre ağrıyan omuzunu tutup sonra tüm gücüyle eve koşan Tuğçeyi kovalamaya başladı.
         Nermin ile Nalan balkonda çay keyfi yapıyorlardı derken yoldan gelen gürültüye dikkat kesildiler bu ses; Tuğçe ve Mert'ten geliyordu.
- ( Nalan) Şunlara bak eşek kadar oldular hala birbirini kovalıyorlar, Mahallenin iki delisi hiç büyümeyecek bunlar.
- Bırak büyümesinler hayatlarını dolu dolu yaşasınlar,( gülerek)  Sabah oğlumu dışarı atmışsın?
- Bakıyorum da hemen evlatlık almışsın kafamı bozdu attım kapıya.
-  Kafanı mı bozdu? Çocuk doğruları söylemiş kapıya atılmış.
- Ben kızımla mutluyum oğlan senin olsun.
Kapı açıldı ve mert;
- Nalan teyzeee ben geldim ?
- Çok konuşma kızımı da al gel cici annen burada.
Mert'le Tuğçe balkona geldiklerinde ikisi de nefes nefeseydi gözleri gülüyordu ikisininde. Mert Nermin'e sıkıca sarılıp annesine nispet yaparak;
- Annelerin bir tanesi şuna bak ne kadar tatlı ( sonra annesine dönerek ) Nalan teyze sende sondan ikinci olabilirsin
Nermin bastı kahkahayı sonra Mert'e dönüp ;
- Oğluşuma börek yaptım ye annesinin bir tanesi
Tuğçe ve Nalan dona kalmış izliyorken Tuğçe Nalana sarılarak;
- Benimde Nalan annem var
Dedi fakat Nermin ve Mert'in umrunda bile değillerdi. Mert Tuğçe'ye dönüp;
- Hadi bir şeyler atıştırda konsere geçelim.
-Tamam.
Yemek yeyip konser alanına geçtiler....


...................................................................................................................................................................


Ayakları yere değmiyordu, Binbir güçlükle tırmandığı merdivenleri koşar adım çıkarak neşeli bir şekilde eve girdi. Koridorda karşılaştığı annesine sıkıca sarılıp öptü annesinin şaşkın bakışlarından sıyrılıp kendini odaya attı.
- Ooo küçük hanım sonunda evinize teşrif ettiniz...
- Ela git başımdan seninle uğraşamayacağım yorgunum.
- Yorgun musun ? Sabahtan beri ütü, bulaşık, temizlik annem hepsini bana yaptırdı sınıfta yatıp geldin bir de yorgunum mu diyorsun? Hem sende bir şey var?
- Kül kedisiyle prenses arasındaki farkta budur işte . Ne varmış?
- Dur bakim ! Sevinçlisin, benimle kavga etmedin, dört yıl aradan sonra bana ilk kez adımla hitap ettin.
- Abartma yorgunum o kadar.
- Yok yok kesin bir şey var. Tabi ya o çocukta geldi mi kursa ?
- ( Anlamıştı fakat kız kardeşine koz vermemek için uzatıyordu) Hangi çocuk ?
- Şu geçen bahçede konuştuğun beyaz atlı prensin.
- Acaba temizlik yaparken çamaşır suyu içmiş olabilir misin ?
- Ne alaka?
- Bu kafayı yalnızca o şekilde yaşarsın.
- Espiri miydi bu?
- Evlatlık demem boğarım seni.
- Aman ne yaparsan yap ama ona aşık olduğunu biliyorum.
- Elaaaaa ! Diye bağırırken içerden daha güçlü bir ses
- Kızlarrrrr! Diyerek annesi içeri girdi.
- Ne oluyor size bu kavgada nerden çıktı.
- Evlatlık haddini aştı haddini bildiriyordum.
- Anne ben bir şey yapmadım.
- Tamam duymak istemiyorum. Ela sen odana bugün çok çalıştın biraz dinlen, küçük hanım sizde akşam yemeği için mutfağa.
Ela'nın gözleri parlamış yüzünü sinsi bir gülümseme almıştı. Savaş kazanmış komutan edasıyla yavaş yavaş yürüyerek ablasının  yanına gelip koltuğa oturdu. Ablası kalkarken ablasına küçümser bir bakış atıp;
- Eah prensesmiş ! O annem gelene kadar canım. Şimdi söyle bakalım sebastian yemekte ne var ?
- ( Annesine bakıp ) Ana menüde zıkkımın peki tatlı olarak da dayak var, içecek ne alırsın ?
- Teşekkür ederim yemekten sonra bir Türk Kahvesi içeriz değil mi anne ablamın ellerinden ?
- Ela uğraşma ablanla yoksa kıyafetleri de sana katlatırım.
- Tamam ben susuyorum zaten dizim başladı .

        Odasına geçti kitapların altına sakladığı kutuyu çıkarıp yatağına oturdu, Boncuğu çantasından çıkartıp kutuya koydu. Tekrar kutuyu özenle eski yerine yerleştirip mutfağa geçti.

..................................................................................................................................................................


     Sokaktan bağırma ve gülüşme sesleri geliyordu. İki kişi sarılmış bir sağa bir sola sallanarak bağırıp gülüyorlardı.

- Seviyoruuuuuuuum ulan!
- En çok ben seviyoruuuuum!

    Mert Tuğçe'ye baktı sorgular bir ifadeyle;

- Ne bakıyorsun oğlum sen deyince öle bir ana bende demek istedim . Dedi.

    Mert gülüp;

- Uyaaaanııııııın aşığım ben aşıııığımm.

  Tuğçe gülerek Mert'in ağzını kapadı;

-Abartma polisi arayacaklar şimdi.
-Korkuyor musun?
-Evdekilere ne diyeceğiz annen seni parçalar demedi deme.
-Tamam tamam o zaman şarkı söyleyelim gir koluma.

 Bir sağ bir sol yaparak deli gibi şarkı söylemeye başladılar, çok geçmemişti ki arkalarında bir ses işittiler dönüp baktıklarında; bakkal metin bey elinde iki tane gazozla bunlara bakıyordu. Mert anlamıştı.

-Her zaman ki gibi konserden mi çocuklar.
-Evet metin amca.
-Baktım unuttunuz çağırayım dedim.
-Çok sağol metin amca.

Tam mert para verecekken metin bey parayı almayıp ''benden olsun'' dedi. Gazozları aldıktan sonar Mert'in gözü masadaki gazeteye takıldı.

-Metin amca bu gazete lazım mı?
-Yok okuyacaksan alabilirsin bugünün gazetesi.
   
Mert Tuğçe'nin elindeki gazozu çekip ald., Tuğçe'nin şaşkın bakışları arasında gazozları masaya koyup, gazeteden iki parça yırtıp gazozları sardı. Sonra gülerek Tuğçe'ye şişesini geri verdi.

-Böyle daha güzel ve gerçekçi oldu eve böyle gideceğiz.
- Ben böyle gidemem, annem beni öldürür.
- Nermin annem bir şey demez abartma melek gibi kadın, tartışma istemiyorum hadi gidelim.

Metin beyle vedalaşıp aynı şekil de eve yöneldiler. Nerminle Nalan hala balkonda oturuyorlardi sokağın başındaki gürültüye dikkat keşilmişlerdi ;

-Görüyosun değil mi Nalan? Gençlik nasıl terbiyesiz olmuş gece gece bağırıyorlar.
-Terbiye denen bir şey kalmadı, bunların ailesini merak ediyorum hiç mi bir şey öğretmiyorlar.
-Öyle deme kız yeni nesil söz dinlemiyor ki .
-Aynen öyle şeytan kulağına bizimkiler akıllı. Bunlar gibi terbiyesiz değil.

Eve yaklaşınca Mert birden hızlanıp apartman kapısına yumruk vurup zile basmaya başladı sonra hızını almayıp birkaç kez bağırdı. Tuğçe tam ''mert yapma'' diyecekken.
-Tuğçeeeeee!

Mert dona kalmıştı, Tuğçe yavaşça kafasını kaldırıp.

-Anneeee
-Derhal yukarı bunun hesabını vereceksiniz

Mertle Tuğçe göz göze geldiler.


....................................................................................................................................................

Tebessüm (5)

 
Birinci bölümü okumadın mı? spoil yememek için tıklayın 1. bölüm 


Boncugu çantasına koyup Mert'in arkasından devam etti mert arkasından geldiğini görünce;
- Benim kursa mi kayıt yaptırdın ? Ben seni Tuğçe'nin kursun da biliyordum.
- Tuğçe'nin kursun da mı biliyordun ?
- Yani sabah senin kursa kayıt yaptırdığından bahsettide bende onun kursuna kayıt yaptırdın sandım.
- Hmm... O hangisin de ki ?

Tebessüm (4)

 
Birinci bölümü okumadın mı? spoil yememek için tıklayın 1. bölüm


Mert odasına giderken telefonuna mesaj geldi mesaj Tuğçe'dendi ;

-bak ben ne buldum.
-atarsan göreceğim ne bulduğunu.
-seveceğin bir şey buldum, karşılık olarak  ne vereceksin?
-bak yine o bal şakasıysa bir daha konuşmam ama gerçekten beni mutlu edecek bir şeyse geçen bahsettiğin konserin biletlerini alıp seninle giderim.

Tuğçe cevap vermedi Mert yatağında Tuğçe'den mesaj bekliyordu, bir süre sonra sıkıldı tam mesaj atacakken Tuğçe'den bir mesaj geldi, bu bir resimdi dikkatlice baktı onun resmiydi hemen bilgisayarın başına geçti, Tuğçe'nin istediği konsere iki bilet alıp resmini çekip Tuğçe'ye attı sonrada;

-nereden buldun bu resmi ?
-Elif'ten aldım?
-Elif mi?
-sen derste yatarken grup ödevi verdi öğretmen, uyumuyor olsaydın onunla grup ödevi alabilirdin. Sen uyuduğun için bende konuşup seninle beni bir grup yapmasını istedim öğretmenden, ha birde velini çağırdı.
-bunları şimdi mi söylüyorsun?
- ne yapayım bugün kendinde değildin sonra da unuttum yarın annene haber veririm metin amca duyarsa kızabilir.
-off bu öğretmen olayı da nereden çıktı, annem daha peşimi bırakmaz...
-sıkıntı etme o iş bende...
-ne yapabilirsin ki?
-sabah görürsün, dediğim gibi sen onu düşünme güzelce uyu hadi iyi uykular.
-sana da rüyanda kabus gör.
-sende.

Mert sabahın ilk ışıklarında kalkmıştı, hayatında bu kadar güzel uyuduğunu hatırlamıyordu. Gözleri yarı açık şekilde sallana sallana mutfağın kapsına geldi, kapı yarı açıktı içeride de konuşma sesleri geliyordu bunlar annesi ve Tuğçe'ydi biraz durdu içerideki konuşmaları dinlemeye başladı  

Tuğçe;
-Nalan teyze Mertle ilgili sana bir şey söylemem gerek.
-tabi kızım bir şey mi oldu?
-Nalan teyze hani Mert bir ara bir depresyon geçirmişti kendinde değildi ve biz iyileşene kadar kimseye bir şey dememiştik.
-evet dün yoksa yine....?
-yok yok ama onunla ilgili.
-kızım korkutma beni .
-önemli bir şey değil Nalan teyze o kadar korkma dur anlatayım.
-dün Mert derste uyuya kaldı. Tabi öğretmen kızdı, bende öğretmene günü iyi geçmedi gibisinden bir yalan söyledim. Oda sizi çağırdı hani bir derdimi var gibisinden soracakmış...
-Mert uyudu mu derste ?
-evet ben tabi şüphelendim benim kuzenimde Mert'in kullandığı ilaçlardan kullanıyordu, oda arada uyuya kalıyordu yan etkisiymiş o aklıma geldi, akşam çıkışta Mert'e hastayım dedim hastaneye gittik. Mert'i hastane girişinde bırakıp doktoru ile konuştum oda ilaçların yan etkisi olduğunu söyledi ve üstüne gitmememiz gerektiğini söyledi siz öğretmene Mert'in durumunu anlatsanız, Mert'i derste fazla sıkmasa?

Mert gülerek Tuğçe'nin yalanlarını dinliyordu artık uykusu da kaçmıştı derken Tuğçe mutfaktan çıktı, Mert'e tebessüm ederek göz kırpıp odasına geçti. Mert annesi konuşmaları duyduğunu fark etmesin diye gözlerini yarı kapatıp esneyerek mutfağa girdi;

-günaydın anne .
-günaydın bakıyorum da bu sabah erkencisin.
-çok güzel uyudum gece Tuğçe uyandı mı?
-benim kızım senin gibi uykucu mu?
-ooo artık öz kızın gibi sahiplendin bakıyorum da.
-evet o benim öz kızım gibi.
-iyi bende Nermin teyzenin oğlu olayım o zaman. 
-(annesi kahkahayı kopararak) Nermin seni evde bir saat tutmaz bu tembellik. uykuculuk. söz dinlememe olduktan sonra sana benden başkası bakmaz.
-hadi ya o kadar mı kötüyüm.
-o kadar...
-anne sana bir şey söyleyeyim mi?
-söyle bakayım.
-(gülerek)Nermin teyzenin börekleri seninkinden daha güzel, kızı da benden daha iyi bence sıkıntı sende hem böreklerin kötü hem de oğlun.
-öyle mi yok sana kahvaltı git Nermin karnını doyursun eşek sıpası.
-anne şaka yaptım ya.
-yok sana kahvaltı hadi çık dışarı. 

Mert kendini kapıda buldu çaresiz Tuğçelerin evinin kapsını çaldı. Nermin kapıda eşofmanıyla Mert'i görünce şaşırdı ;

-Mert bir şey olmadı ya.
-annem beni evden kovdu.
-evden mi kovdu?
-evet o bana Tuğçe senden daha iyi dedi, bende ona Nermin teyzenin börekleri de seninkinden iyi dedim sonra bence sıkıntı sende dedim hem böreğin kötü hem oğlun dedim, kızdı Nermin doyursun karnını dedi artık Tuğçe benim kızım sende Nermin'in oğlu ol dedi kapıya attı.
-(kahkaha atarak) alem kadın bu Nalan tamam gel bakim oğlum biz de tam kahvaltı yapıyorduk.

Mert gülümseyerek içeri girdi. Neşeli bir kahvaltıdan sonra Nermin kahvaltıyı toplarken Mertte yardım etmeye başladı.

-demek benim böreklerim daha güzel(güldü)
-(gülerek) evet.
- hmm akşam ders çalışabildiniz mi, kavga etmediniz demi?
-yok yok bu aralar aramız çok iyi, baya çalıştık .
-aferin size .
-Nermin teyze börek var mı hiç?
-varda baya bayat sokaktaki kedilere vereceğim ben sana akşam yapayım olur mu?
-yok yok teşekkür ederim zahmet etmeyin ben yemek için istemedim.
-ya ne için istedin?
-annemi gıcık edeceğim siz bana onu verin ben annemi gıcık ettikten sonra kediye veririm.

Nermin gülerek verdi börekleri, Merti uğurlarken ;

-tekrar kovarsa bırak onları bana gel benim oğlum olursun.
-(tebessüm ederek) tamam Nermin teyze 

Mert eve gittiğinde Tuğçe karşıladı .

-(Tuğçe) kızdırma demedim mi sana kaç kere! iyi oldu öyle sana kapıda kalırsın işte
-kapıda kaldığımı kim söyledi Nermin annem bir kahvaltı hazırlamış kuş sütü eksik.
-Nermin annen mi
-anneleri değiştik sabah beni kovdu Nalan teyze.
-hemen de öz anneni teyze yaptın neyse geç içeri bu kadar şaka yeter.

Mert elindeki börek tabağını masada oturan annesinin önüne koyarak;

- şunlara bak be bayatları bile çok güzel.

Tuğçe sadece izliyordu, annesi Mert'e sert bir bakış atıp;

- senin kursun yok mu gitsene kursuna .
-gitmeyeceğim kursa bugün .
-(Tuğçe) gitmeyecek misin?
-evet canım istemiyor hem akşama konserde var ikisini bir kaldıramam.
-sen bilirsin de şeyde kursa geliyormuş
-şey kim?
-kaç tane şey var yeni kayıt olmuş Elif dedi
- ha sen o şeyi diyosun.
-çok şükür anladın.
-burda annemle kavga etmektense kursa gitmek iyi bir fikir gibi geldi.
-bence de iyi fikir.
-(Nalan) Tuğçe kızım şey kim?
-Tuğçe söyleme?
-yeni gelinin Nalan teyze
-(gülerek) yeni gelin mi bu tiple şu çocuğa kim bakar, hastaneye bir götürün kör filan olmasın.
-ha ha ha çok komik anne, hem daha bir şey yok aramızda. Neyse ben odama gidiyorum hazırlanacağım, Tuğçe sende şu börekleri bir şeye sar kedilere vereceğim.

Mert odaya gidince Nalan, Tuğçe'yi kenara çekip sessizce;

-kız güzel mi bari.
-resmini göstereyim siz karar verin.
-göster bir bakayım aklım kızda kalmasın.
-bakın işte şu soldaki.
-kız bunların ikisi de güzel (sonra Tuğçe'ye bakıp) benim meleğim daha güzel ama.
-(Tuğçe gülerek Nalana sarıldı) bence yakışıyorlar.
-yakışıyorlarda kız bizimkine bakacak mı ki?
-kavgalı gibiler çok tartışıyorlar ama birbirlerine de kıyamıyorlar. Aralarında büyülü bir hava var. Bence ikisi de hoşlanıyor, huyları da birbirlerini tamamlıyor lakin sevdiklerini söyleyemiyorlar.
-eee nasıl olacak bunların arası öyleyse?
-onuda düşündüm bir planım var.
-sen olmasan bu çocuk su içmeye bile gidemez heralde.
-Mert düzelene kadar böyle eskiden oda bana çok yardım etmişti. 
-aferim kızım bir birinizi koruyun üzmeyin hadi seninki geldi. 
-(Mert)Tuğçe hadi gidelim.
-(Nalan) Mert kız hiç güzel değil, oğlum resmini gördüm; gözleri fıldır fıldır bize yakışmaz o kız.
-senin efendi, iyi aile kızı, beğendiğinide gördük. Annesinin altınlarnı çalıp bakkalın çırağıyla kaçtı. 
-o bir hataydı herkes hata yapar.
-o zaman bırakta bende hata yapayım, hem kime göre güzel değil ve kötü? eğer sana göreyse sen evlenmeyeceksin, bana göreyse dünyanın en güzel kızı ve tam bir melek.
-(Tuğçe)o dünyanın en güzeliyse ben neyim dış kapının mandalı demi?
-Tuğçe onu mu kıskanıyorsun? Sen nirvanadasın dünyada değil uzayın en güzelisin. O sana yetişebilir mi ablacık.
-sus yalancı pislik, kızın yanına gidince de bana söylediklerini kıza söyleyeceksin demi.
-siz iki kadın neden benim üstüme geliyorsunuz. Nermin anneeeeee( diyerek evden çıktı)
-(Nalan) hadi kızım şu deliyi yalnız bırakma  
-tamam


Mert, Tuğçeyi binanın yanındaki boş arsada bekliyordu, Tuğçeyi görünce;

-börekleri versene.

börekleri alıp özenle bölmeye başladı.

-(Tuğçe) napıyorsun? bırak oraya kediler gelip yer.
-olmaz Nermin annem özenle bölüyordu hem daha küçük kediler var. Bölmezsem onlar yiyemezler .
-annem mi
-evet her gün buraya gelip kedilere su ve yemek bırakıyor
-ciddi misin? yeni duydum bunu.
-bilmediğin çok şey var daha. Mesela annenin üniversitedeyken gönüllü olarak hayvan barınma evinde çalıştığını biliyor muydun?
-yok sen nereden biliyorsun bu sabah konuştuk babanla da orada tanışmışlar.
-anneme bak! bana hiç anlatmaz. 
-bana anlattı işte. 
-akşama konuşurum bana da anlatsın.
-kıskanma da hızlı yürü. 
-hiç yoramam kendimi.
-Tuğçeee?
-efendim.
-şey diyorum çocukluğumuzdaki gibi okula kadar yarışsak mı?
-yemezler canım dün yaptıklarından sonra. 
-illa gıcıklık edeceksin değil mi?
-ona gıcıklık değil intikam denir, yaşasın kötülük. Bu gün nineliğim tuttu, yavaş git yoruldum yada okula kadar sırtında taşı beni.
-başka emrin.
-bide omuzlarıma masaj yap yaşlı kadınım ben.
-çok konuşmada yürü geç kaldık.
-daha bir bucuk saat var.
- olsun önce gitmek her zaman iyidir.
-gittiğimizde Numan'la ve kızla konuşma ben biliyorum sana yapacağımı. (Mertin arkasına yaklaşarak omuzuna dokunup )
-ebe sensin 

Deyip  koşmaya başladı, bu kovalamaca okula kadar devam etti. Okul girişinde Tuğçe yanlışlıkla ona çarptı kıza dönüp;

- özür dilerim öğretmene acil bir şey söylemeliyim bir anda görmedim ( diyerek okula girdi)

Kız dona kalmış kolundan kopup dağılan bilekliğin boncuklarına bakıyordu, O sırada mert arka tarafındaki boncukları toplayıp uzattı, kız önce boncuklara bakıp sonra Mert'e baktı. Mert'in gözlerine öylemesine derin baktı ki Mert'te etkilenmiş dona kalmıştı, kalbi hızlanmaya başladı, yavaş yavaş vicudunun ısınıp diken diken kendine battığını hissetti. Vicudunda birden fazla hissi bir arada yaşıyordu ama aklında tek bir şey vardı; sadece ona dokunmak sonra bir anada toparlandı;

-kardeşimin kusuruna bakma buda bizim sabah sporumuzdu. Galiba sabah sporu iyi bir şey değil, diğer boncukları da bulursak birleştirip eskisinden iyi hale getirebiliriz.
-(gülerek)galiba... önemli bir şey değildi zaten boşver.

 o anda Mert'in elindekileri kenarı fırlatıp Mert'e sıkı sıkı sarılmak istedi fakat ''yapamam'' diye düşündü.

-(Mert) özür dilerim dün öyle üstüne geldiğim için.
-asıl ben özür dilerim sen şaka amaçlı söylemiştin ama o gün çok yorgundum; gece kardeşim uyutmadı, o halde okula geldim. Sana kızdıktan sonra çok pişman oldum, sonra üzüldüğünü gördüm bana öyle bakınca daha da kötü oldum. Cidden ben kötü biri değilim, çok özür dilerim.
-aslında  ben ona üzülmedim yani üzüldüm fakat başka bir şeyden dolayı öyle kötüydüm. O gün olanları hatırlamıyorum şuan. Galiba biraz fazla duygusalım ondan öyle oldu.
-duygusallık iyidir, duygusal insanları severim.
-o zaman beni de seveceksin 
-(bir anda) seni zaten seviyorum ama duygusal oldugun için değil, gıcık olduğun için (dedi Mert duyduklarıyla bir anlık şok geçirdi, kız da bir an neden böyle bir şey dedim ki deyip kendine kızarken  
Mert boncukları uzatıp ;

-sınıfa gecelim mi?
-(gülümseyerek)olurrr

Mert'in önce girmesini bekledi, Mert girince boncuklardan kırmızı olanı alıp diğerlerini attı.
........................................
5. bölüm için tıklayın 
'